Yaşamın insana bir şeyi öğretmek için bin bir çeşit yolu var

Yaşamın insana bir şeyi öğretmek için bin bir çeşit yolu var.

Masanın sırf bir yanında oturuyoruz diye, diğer yanında oturanı yargıladığımızda, empatiden uzak durduğumuzda, peşin yargı ve kararlar verdiğimizde, hatta bazen bakış açımızı değiştirmeden bir kişiyi iyi, doğru, kötü, yanlış diye değerlendirdiğimizde bile sistem harekete geçer. Ufacık bir rüzgarla bizi, masayı, yerleri öyle bir değiştirir ki yepyeni bir açı çıkıverir karşımıza…

Yapmam dediğimiz ne varsa yapıveririz. Yargıladığımız kim varsa ona benzemek ve benzememek arasında seçimler çıkar karşımıza…

İşte o noktada zihnimizin farklı percerelerde, farklı açıları, eş zamanlı oynatmasıdır farkındalık… Hangi koltukta, hangi şartlarda, kim olduğumuzu önümüze sermesidir. Kızdığımız, tepki verdiğimiz, yargıladığımız her bir kişi ve davranışın içimizde olduğunu göstermesidir.

Zihnimizi yönetemediğimiz durumlarda o bizi korumak için çalışır hep. “Ama o durum farklı…” deyip önümüze bahaneler serer. Zihnimiz her an, her durumda HAKLI olduğumuza dair deliller bulmakla görevlidir. Ve öyle muazzam bir sistemdir ki, görevini her koşulda yapar…

Oysa insanı HAKLI olmak MUTLU kılmaz. En fazla bir güç, bir üstünlük duygusu verir bu haklılık. Ancak bu geçicidir; ders öğrenilmemiştir ve tekrar tekrar benzer bir deneyim içerisinde buluruz kendimizi.

Bu yaşamın bize hediyesi deneyimleyerek öğretmesidir. Ve hiç bir deneyim “nedensiz, amaçsız veya tesadüfi” değildir. Yeter ki zihnimizde olanı çoklu pencerelerde, çoklu açılarda, geçmiş deneyimlerle birlikte eş zamanlı izlemeyi öğrenelim.

Güzel yargılar, güzel bakış, güzel sorular, bize güzel ve keyifli bir deneyimle öğretir. Hepimiz güzel bakalım, güzel görelim, eğlenerek öğrenelim yaşam derslerimizi :)




Yorum Yap