Yaşam denge ister

Yaşam denge ister… Ne kadar dengede olursak o kadar huzurlu oluruz. Anlayışımız ve algılayışımız değişir. Tüm sistem herşeyi ve insanı “dengeye getirmek” için çalışır.
Ancak bu demek değil ki dengede “sonsuza kadar mutlu” yaşayacağız. İnişler, çıkışlar, her tür duygu yaşam deneyiminin “tat katan” parçalarıdır. Sevinç de, coşku da, acı da, üzüntü de, öfke de, korku da hep yaşamın bir parçasıdır.
Önemli olan bu duyguları da layığıyla, kendine ve başkalarına zarar vermeden yaşamaktır. İçinden çıkan dersi öğrenmek, duygunun verdiği enerjiyi amacımıza uygun bir şekilde kullanabilmek, bu duyguların sonucunda üretebilmektir.
Yaşamın inişinde ve çıkışında direnmez ve kavga etmeden onunla iner ve çıkarsak, kalıcı bir yara almayız. Bir travma halinde, fiziksel bedenimizde saklamayız.

Önemli olan şey “olan” değil; bizim “olana” yüklediğimiz anlam ve “olan”dan öğrendiklerimizdir.

Devamını oku

Öfkeni Hafifçe Yana Bırak- Sınır Koruma 3

Sınırlarınızı koruyabilmeniz için öncelikle bir “sınır” olmalı, değil mi? Peki siz “o ne düşünüyor?”, “bu üzülecek mi?”, “utandığı için söyleyemiyordur”, “aslında o da neler yaşamıştır” gibi, herkesin enerji alanına girerseniz, nasıl güçlü sınırlarınız olabilir ki?

Bazen insanlar sürekli talepte bulunuyor, sürekli sınırlarımızı çiğniyor gibi hissederken, asıl tacizcinin biz olduğumuz gerçeğini fark etmeyebiliriz.

Elbette güçlü sınırları olmayan, bize “hayır diyemeyen” kişilerden “neyi” “ne kadara kadar” isteyeceğimiz bizim de kim olduğumuzu gösterir. Ancak bu nezaket ve ince düşünceyi, kendimiz için, yapmamız önemlidir.

Devamını oku

Herkes sevilmek, değerli görülmek, onaylanmak ve arzulanmak ister

Herkes sevilmek, değerli görülmek, onaylanmak ve istenmek/arzulanmak ister. Bunları dışarıdan görmek harikadır. Ancak bu bazen kendini sevmek, değer vermek, onaylanmak ve istenilir bulmak tembelliğine dönüşebilir.

Özellikle (çocukluk döneminden itibaren) aşırı dozda bunları almaya alışmış kişiler, bu ihtiyaçlarını kendi içerisinde üretme becerisini /farkındalığını kaybedebilir. Böyle durumlarda kişiler aşırı bağımlılık ve ihtiyaçlılık halleri gösterebilirler. Yoksunluğunda yada bir kayıp durumunda ise sıklıkla çaresizlik, öfke nöbetleri ve depresif duygu durumları gösterirler. İhtiyaçlarını dışarıdan karşılamaya alışmış kişiler aynı zamanda sıklıkla yüksek egoya sahiptir. Bu nedenle (özellikle) kendi içlerine ve dışarıya (başkasına söylediğin özünde kendine söylediğindir) sıklıkla “aslında kimseye ihtiyaç duymadığını” söyleme/gösterme ihtiyacında bulunabilirler. (Onları “çok da güçlüyüm, çok da süperim, zaten insanlar da çok nankör, artık sadece hak edeni seveceğim” tarzı paylaşımlarda gözlemleyebilirsiniz ;) )

Devamını oku

Öfkeni Hafifçe Yana Bırak- Sınır Koruma 2

Sevgi ve iyi niyet, istemediğiniz bir şeye “evet” demeniz için yeterli değildir. Bazı insanlar sevgi ve “sizi düşünme” kalıbı üzerinden diktatörlüklerini ilan edebilirler.

Örnek:
“Seni seviyorum, benim en iyi arkadaşım olur musun?”
“Seni seviyorum; benim istediğim gibi giyinir misin?”
“Seni sevdiğim için, işlerini/evraklarını/ dolabını topladım”
“Sen yorulma diye zamanını programladım” gibi gibi..

Gerçek sevgi “sen” merkezlidir. Gerçek yardım “talep edilendir.”

Eğer bir kişi sevdiği birine yardım etmek istiyorsa “nasıl yardım edebileceğini” açıklayıp, geri çekilmelidir. Eğer yardım talebi reddediliyorsa bunun kendisi ile değil, bahsi geçen yardım eylemi ile ilgili olduğunu hatırlamalıdır. En azından, ona bu eylemin kabul edilebilir olup olmadığını sormalıdır. Aksi, iyi niyet taşıyan bir tacize dönüşür.

Devamını oku

Yaşamın insana bir şeyi öğretmek için bin bir çeşit yolu var

Yaşamın insana bir şeyi öğretmek için bin bir çeşit yolu var.

Masanın sırf bir yanında oturuyoruz diye, diğer yanında oturanı yargıladığımızda, empatiden uzak durduğumuzda, peşin yargı ve kararlar verdiğimizde, hatta bazen bakış açımızı değiştirmeden bir kişiyi iyi, doğru, kötü, yanlış diye değerlendirdiğimizde bile sistem harekete geçer. Ufacık bir rüzgarla bizi, masayı, yerleri öyle bir değiştirir ki yepyeni bir açı çıkıverir karşımıza…

Yapmam dediğimiz ne varsa yapıveririz. Yargıladığımız kim varsa ona benzemek ve benzememek arasında seçimler çıkar karşımıza…

Devamını oku