Yalnızlık

Bir teorim var. Yalnızlık, biz insanları içeri almayınca artan bir duygu sanki…

Bunun en önemli nedeni ise “üzülme korkusu” gibi geliyor bana… Oysa üzülmek de bize “tutunduklarımızı” gösteren bir duygu… Hani layığıyla üzülünce; duyguyla kavga etmeyince akıp geçiyor sanki… “Olsun ne yapayım; en kötü biraz üzülürüm” noktasına geldiğimizde sanki insanları daha çok tanıyıp, gönülden yakınlaşabiliyoruz.

Devamını oku

Herkes sevilmek, değerli görülmek, onaylanmak ve arzulanmak ister

Herkes sevilmek, değerli görülmek, onaylanmak ve istenmek/arzulanmak ister. Bunları dışarıdan görmek harikadır. Ancak bu bazen kendini sevmek, değer vermek, onaylanmak ve istenilir bulmak tembelliğine dönüşebilir.

Özellikle (çocukluk döneminden itibaren) aşırı dozda bunları almaya alışmış kişiler, bu ihtiyaçlarını kendi içerisinde üretme becerisini /farkındalığını kaybedebilir. Böyle durumlarda kişiler aşırı bağımlılık ve ihtiyaçlılık halleri gösterebilirler. Yoksunluğunda yada bir kayıp durumunda ise sıklıkla çaresizlik, öfke nöbetleri ve depresif duygu durumları gösterirler. İhtiyaçlarını dışarıdan karşılamaya alışmış kişiler aynı zamanda sıklıkla yüksek egoya sahiptir. Bu nedenle (özellikle) kendi içlerine ve dışarıya (başkasına söylediğin özünde kendine söylediğindir) sıklıkla “aslında kimseye ihtiyaç duymadığını” söyleme/gösterme ihtiyacında bulunabilirler. (Onları “çok da güçlüyüm, çok da süperim, zaten insanlar da çok nankör, artık sadece hak edeni seveceğim” tarzı paylaşımlarda gözlemleyebilirsiniz ;) )

Devamını oku

Yaşamın insana bir şeyi öğretmek için bin bir çeşit yolu var

Yaşamın insana bir şeyi öğretmek için bin bir çeşit yolu var.

Masanın sırf bir yanında oturuyoruz diye, diğer yanında oturanı yargıladığımızda, empatiden uzak durduğumuzda, peşin yargı ve kararlar verdiğimizde, hatta bazen bakış açımızı değiştirmeden bir kişiyi iyi, doğru, kötü, yanlış diye değerlendirdiğimizde bile sistem harekete geçer. Ufacık bir rüzgarla bizi, masayı, yerleri öyle bir değiştirir ki yepyeni bir açı çıkıverir karşımıza…

Yapmam dediğimiz ne varsa yapıveririz. Yargıladığımız kim varsa ona benzemek ve benzememek arasında seçimler çıkar karşımıza…

Devamını oku

Hiç olmak ve ego

Spritüel camiada böyle jargonlar var. “Bir halde yaşamak istiyorsan, HİÇ olacaksın. EGO‘nu yeneceksin. ZİHİNSİZ yaşayacaksın.”

Ben “orada” olmadığımdan olsa gerek bana çok havada geliyor bu tür söylemler. Yani nihai bir hedef olabilir belki ama bu söylemlerde bulunan ve “oraya yakın” birini de tanımadığımdan belki…

Egonu Öldür: Neden? Ego, zihnin bir parçası değil mi? İd (hepsini hemen şimdi istiyorum diyen ilkel benlik) ile Süperego (ayıp, elalem ne der, sürüden sakın ayrılma diyen benlik) arasında arabuluculuk yapan “ben” dediğim kısım ego… Zihnimin bir parçası ve bana hizmet için donanıma dahil edilmiş. Eeee neden emekli ediyorum şimdi?

Devamını oku

Hayatınızın kontrolünü elinize alın

Birçok insan yaşadığı hayatın getirdikleriyle uğraşmaya zaman içerisinde öyle alışıyor ki, ne geçen zamanın ne de tüm kontrolü kaybettiğinin farkına varamıyor. Farkına varsa bile artık bir şeyleri düzeltmek için geç olduğuna inanabiliyor. Bu da aslında sürekli yaşam mücadelesi vermekten, bir şeyleri elde etmeye ve çevredeki insanları memnun etmeye çalışmaktan kaynaklanıyor. Dolayısıyla insanlar artık bir süre sonra kendileri için yaşamadığını fark ediyor. Zaten geriye dönüp bakıldığında, yaşadığımız hayatın çoğunun bize ait olmadığı içgüdüsü de aslında buradan geliyor. Peki, bu durum hep böyle sürüp gidecek mi, yoksa zamanla hayatımızın gerçek kontrolünü elimize alabilecek miyiz? Bu soruyu cevaplamak ve başarılı bir sonuç elde edebilmek için öncesinde bize kontrolü nelerin kaybettirdiğini görmemiz gerekiyor. İşte hayatınızın kontrolü için yapmanız gerekenler…

Devamını oku