Sevmek, Sahiplenmek, Sahip Olmak 3 – SAHİP OLMAK (Bölüm 3)

Daima değişen bir varlık (hızı farklı olsa da) olan insan (ki yaşam amacı deneyimlerle kendini yeniden yeniden yaratması üzerine kuruludur.) Özellikle partnerlerde/ eşlerde, sahip olmaya çalışan kişi, partnerinin bu değişimine saygı duyamaz ve görmezden gelir. Böylece ilişkinin dansa benzeyen dinamik ritminden uzaklaşır. Sahip olmaya dayalı ilişkiler (gözlenebilecek şekilde bitmese bile) zaman içerisinde iki yabancının bir anlaşmaya itaat etmesi noktasına taşınır.

“Seven kıskanır” klişesinin de sevmekle değil “sahip olmakla” ilgisi vardır. Artık sevilen, sahip olan kişinin uzvu olduğundan, ona karşı gelişebilecek her ilgi, her teklif kişinin bizzat kendisine yapılmış bir saldırı olarak algılanır. Ayrıca “sahip olma güdüsünün” yokluk bilincinden doğan, korku kaynaklı olduğunu söylemiştik. Korku, zihinden geldiği için değersizlik duygusu ile kardeştir. Ruh kendi değerini bilir. Bu nedenle “sahip olunan kişinin” başka birini beğenmesi, kendisini yeniden seçip seçmeyeceğini gözlemleme gereksinimi duymadan, kişinin alarma geçmesine korku ve öfke duymasına neden olur.

Sahip olduğu yanılgısıyla, sevdiğini bir uzvu olarak gören kişi, o kişiden enerji alanını ayıramaz. Kendisinde merkezlenemez. Bu nedenle zaman içinde kendi olmaktan da vazgeçebilir. Eğer bu vazgeçme çok fazla ise, sahip olduğu kişiye karşı, nedenini anlayamadığı bir kırgınlık duygusu hissedebilir.

Aynı şekilde toplumsal kültürümüzde “sevmek, sahiplenmek ve sahip olmak” olgusu net bir şekilde ayrılamadığı için çoğu zaman kişiler “sahip olunma arzusunu” sevilme ve sahiplenilme ile karıştırırlar. Bu nedenle (bazen orada olduğu bile kesin olmayan sevgiyi kaybetmemek adına, çoğu zaman) sahip olanın beklentilerine uygun davranmak ve asi bir uzuv olmamak isterler. Bu eğer karşılıklı gönülden vermenin bir parçası değilse, genellikle “saçımı süpürge ettim” edebiyatına gider. Bunun asıl meali “sen bana sahip olduğun yanılgını sürdürebil diye ben kendim olmaktan vazgeçtim” dir.

Kendi varlığını olmak istediği gibi ortaya koyamayan bir ruh içsel olarak sıkışır. Huzursuz ve mutsuzdur. Aynı şekilde “özellikle hür iradeye sahip bir insana sahip olma girişimi” tüketici ve hayal kırıklıklarına açık (ki hiç kimse tam olarak başka bir kişinin beklentilerine uygun davranamaz) bir durumdur.

Sahip olmak bir ilizyondur. Kendimizi güvende hissetmemizi sağlayan ve egomuzu besleyen bir yanı olmakla beraber, bizden aldıkları bize verdiklerinden fazladır.

Hepinize bol sahiplenmeli, sahiplenilmeli ve “sahip olmadan güvende hissedeceğiniz” bir yaşam dilerim.




Yorum Yap