Sevmek, Sahiplenmek, Sahip Olmak 3 – SAHİP OLMAK (Bölüm 3)

Daima değişen bir varlık (hızı farklı olsa da) olan insan (ki yaşam amacı deneyimlerle kendini yeniden yeniden yaratması üzerine kuruludur.) Özellikle partnerlerde/ eşlerde, sahip olmaya çalışan kişi, partnerinin bu değişimine saygı duyamaz ve görmezden gelir. Böylece ilişkinin dansa benzeyen dinamik ritminden uzaklaşır. Sahip olmaya dayalı ilişkiler (gözlenebilecek şekilde bitmese bile) zaman içerisinde iki yabancının bir anlaşmaya itaat etmesi noktasına taşınır.

“Seven kıskanır” klişesinin de sevmekle değil “sahip olmakla” ilgisi vardır. Artık sevilen, sahip olan kişinin uzvu olduğundan, ona karşı gelişebilecek her ilgi, her teklif kişinin bizzat kendisine yapılmış bir saldırı olarak algılanır. Ayrıca “sahip olma güdüsünün” yokluk bilincinden doğan, korku kaynaklı olduğunu söylemiştik. Korku, zihinden geldiği için değersizlik duygusu ile kardeştir. Ruh kendi değerini bilir. Bu nedenle “sahip olunan kişinin” başka birini beğenmesi, kendisini yeniden seçip seçmeyeceğini gözlemleme gereksinimi duymadan, kişinin alarma geçmesine korku ve öfke duymasına neden olur.

Devamını oku

Sevmek, Sahiplenmek, Sahip olmak! 3- SAHİP OLMAK (Bölüm-1)

Sahip olma durumu, bu dünyevi yaşamın bize sunduğu en büyük ilizyondur. Hiçbir şeye sahip olamayız; ancak olduğumuz yanılgısına düşebiliriz. “Geldiğimiz gibi gideceğiz”, “kefenin cebi yok” gibi sözlerle kendimize hatırlatmaya çalışsak da, maddi dünyaya bakıp da “nesneyi” hissettiğimizde yine ona “sahip olabileceğimiz yanılgısına” kapılıveririz.

Sahip olma denemelerimiz ZİHİNDEN gelir ve YOKLUK BİLİNCİ taşır. Çünkü RUH her şeyin deneyimden ibaret olduğunu ve deneyime aracı olacak her şeyin BOLLUK içinde olduğunu bilir.

Düşünün eğer bir şeyden bol bol varsa, onun tamamını ya da bir kısmını saklamaya, ona sahip olmaya çalışır mıydınız? Hayır, deneyimler,farkındalığınız yüksekse minnettar olur, ve bir sonraki deneyime geçerdiniz. Bu nedenle sahip olmaya çalıştığınız herşeyde yokluk bilinciniz sizi yönetir.

Devamını oku

Sevmek, Sahiplenmek, Sahip olmak! 2- SAHİPLENMEK

Sahiplenmek, sevgi kaynaklıdır ama sevmek değildir. Pek çok kişi bu iki kavramı karıştırdığı için kendisini mutlak sevgiye açamaz. (Sevmenin sorumluluk getireceğinden korkar çünkü ;) )

Sevdiğimiz bir şeyi, kendi hayatımızın içinde yaşamak, deneyimi sürdürmek istediğimizde aktive olur. Bir deneyime aracılık ettiği için biliçli ya da bilinçaltında (veya ruhsal yolda) bir “nedeni, mantığı” vardır.

Yaşadığımız, arzu ettiğimiz hiç bir deneyim özünde o kişi ile, o obje ile ilgili değildir. O kişinin bize hissettirdikleri, o kişi vesilesi ile kendimizde keşfettiklerimiz ve yaşama dair öğrendiklerimizdir kişiyi değerli kılan.

Devamını oku