Diyor ki: Çok yalnızım benimle sohbet eder misin?

Diyor ki: Çok yalnızım benimle sohbet eder misin?

- Yalnızlığın ile ilgili mi konuşmak istiyorsun?
- Hayır ne olursa…

- Benim bu sohbetten keyif alacağımı mı düşünüyorsun?
- İnsanlar ….. (olumsuz yargılar); sen iyisin…

- Evet ben iyi biriyim. Sana durduk yere zarar vermem. Ama neden seninle sohbet edeyim?
- Bana kıyamazsın….

- Yani iyi niyetli olduğum için “hayır demeyi bilmediğime” mi inanıyorsun?
- Yani sadece sohbet.. Çok yalnızım. İnsanlar beni anlamıyor.. (vs) insanlar ….( olumsuz yargı)

- Yani insanları anlamıyorsun ve onları küçümsüyorsun…
- Hayır tabi insanları severim.

- Sanmıyorum. Mesela benim sohbetten nasıl keyif alacağımı önemsemiyorsun. Dikkatin ne alabileceğinde… Birşey vermeyi önemsemiyorsun.

Devamını oku

Dünyaya bir mesajım var…

Hayat hep iyi davrandı bana… Yoo, yanlış anlamayın hep çicek, böcek sunmadı. Sağlam tek bir tokatıyla yere yıktığı günleri de bilirim. Ama çok dolu bir yaşam deneyimi yaşadım bu vesileyle… (Yet’sin… Artık keyifle öğrenmeyi seçiyorum.)

İnsanlar çok güzel davrandılar bana… Sağlam kazık atanlar da oldu; başarılı tuzak kuranlar da… Ama çok nefis şeyler öğrendim vesileleri ile… (Yet’sin; artık güzel insanlarla nezaket ve sevgi içinde öğrenmeyi seçiyorum.)

Devamını oku

Sevmek bize hangi hakları veriyor ki?

Bazı kişiler kendilerini kalplerini açmak (Kalbi açmak sadece duygusal ilişki ve aşkta kendini göstermez. İnsanı sevmek, var olana şefkat duymak da kalbi açmaktır) konusunda yeterince güvende hissetmeyebilir. Bu yüzden sevgi vermek konusunda da, sevgiyi kabul etmek konusunda da temkinlidir.

Devamını oku

Aşık olamama acısı

Aşk acısını anlayalım hadi de bir de “aşık olamama acısı” varmış. E ooolll.. Kim tutuyor ki?

Haa “nerede o aşık olunacak kadın/erkek” diyorsan da günün tadını çıkar. Gelmeyecekse hiç, böyle acılı mı geçsin günler?

Aslında bütün bu acı, aşkla vs değil de kendinden sıkılmanla veya yalnız kalmaktan korkmakla ilgili olmasın? Eğer öyle ise bunu gelecek bir kişi ile çözemezsin ki… Hatta sen daha sıkılırken kendinden, elin kadını/erkeği ne yapsın seni?

Devamını oku

Sevmek, Sahiplenmek, Sahip Olmak 3 – SAHİP OLMAK (Bölüm 3)

Daima değişen bir varlık (hızı farklı olsa da) olan insan (ki yaşam amacı deneyimlerle kendini yeniden yeniden yaratması üzerine kuruludur.) Özellikle partnerlerde/ eşlerde, sahip olmaya çalışan kişi, partnerinin bu değişimine saygı duyamaz ve görmezden gelir. Böylece ilişkinin dansa benzeyen dinamik ritminden uzaklaşır. Sahip olmaya dayalı ilişkiler (gözlenebilecek şekilde bitmese bile) zaman içerisinde iki yabancının bir anlaşmaya itaat etmesi noktasına taşınır.

“Seven kıskanır” klişesinin de sevmekle değil “sahip olmakla” ilgisi vardır. Artık sevilen, sahip olan kişinin uzvu olduğundan, ona karşı gelişebilecek her ilgi, her teklif kişinin bizzat kendisine yapılmış bir saldırı olarak algılanır. Ayrıca “sahip olma güdüsünün” yokluk bilincinden doğan, korku kaynaklı olduğunu söylemiştik. Korku, zihinden geldiği için değersizlik duygusu ile kardeştir. Ruh kendi değerini bilir. Bu nedenle “sahip olunan kişinin” başka birini beğenmesi, kendisini yeniden seçip seçmeyeceğini gözlemleme gereksinimi duymadan, kişinin alarma geçmesine korku ve öfke duymasına neden olur.

Devamını oku