Aşık olamama acısı

Aşk acısını anlayalım hadi de bir de “aşık olamama acısı” varmış. E ooolll.. Kim tutuyor ki?

Haa “nerede o aşık olunacak kadın/erkek” diyorsan da günün tadını çıkar. Gelmeyecekse hiç, böyle acılı mı geçsin günler?

Aslında bütün bu acı, aşkla vs değil de kendinden sıkılmanla veya yalnız kalmaktan korkmakla ilgili olmasın? Eğer öyle ise bunu gelecek bir kişi ile çözemezsin ki… Hatta sen daha sıkılırken kendinden, elin kadını/erkeği ne yapsın seni?

Biri gelsin de beni aşkla motive edip, içimden daha güzel bir ben çıkarsın diyorsan, o motivasyon bir süre gider… Sonra fabrika ayarlarına geri döneceksin zaten.

Yok “bu arzum sadece deneyimlemek ile ilgili” dersen, “öyle olsa yeni bir deneyime karşı heyecan ve merak duyardın; yok diye üzülmezdin” derim. Bir şeyin varlığına seviniyorsan, yokluğunda ise sadece “olsa ne güzel” diyebiliyorsan bu şey bir istek, varlığında “bugünü de atlattık” hissiyle seviniyorsan, sürekli kaybetme korkusu duyuyorsan ve yokluğunda “yıkılıyor, acı çekiyorsan” bu bir ihtiyaçtır.

Ve istekler gerçekleşir, ihtiyaçlar değil. Çünkü ihtiyaç “yokluk bilincidir“. İhtiyaç haliyle bir ilişkiye başlarsan, zaten o kişiye de kendine de eziyet edersin o ilişkiyi…

Bir bak bakalım “aşık olamama acının altında ne var?” Kendinde o ihtiyacı tamamlayarak isteğe dönüşür… Sonrasını ise şansa tesadüfe bırak…

Her şeyi sen mi düşüneceksin? Sistem bir yol bulur, buluşturur elbet :)




Yorum Yap