İnsan sürekli seçim yapan bir varlık

Aslına bakarsanız her an nefes almayı bile seçiyoruz özünde… Seçim yapmak bize özümüzdeki gücü hatırlatır. Ancak bilinçli bir seçim halinden ancak her bir seçenek için izinliysek söz edebiliriz.

Bugün “yapmak zorunda olduğunuz şeyleri” bir düşünün… Hiçbirini yapmak zorunda olmadığınızı fark edin. Yataktan çıkmak zorunda değiliz; işe gitmek zorunda değiliz; nefes almak zorunda bile değiliz…

Yolumuz her ne ise onu kendimiz seçtik. Belki uzun vadedeki getirileri için (işe gitmek istemiyorum ama gelir üretmek istiyorum), belki sevdiklerimiz için, belki anlık keyifler için… Ama biz seçtik… Hatta seçiyoruz…

Ve o, şu, bu suçlu değil hiçbir şeyde… Biz kendi seçimlerimizin sonucunu yaşıyoruz. (Belki eylemsel düzeyde, belki düşünsel, duygusal düzeyde yaptık bu seçimleri…) O halde sorumluluğu da (sorumluluk, kendini suçlamak, yargılamak değildir. Hatta tam tersidir.) alabiliriz… Yani her tür “-meli;-malı” mızın yerine “seçiyorum” diyebiliriz. Seçtikçe, güçleniriz…

“Ben kendi seçimlerimi yapmaya ve bunu fark etmeye izinliyim. Yaptığım seçimler “ben” değildir. Seçimlerim beni yaratır ama sonuçları benim değerliliğimi göstermez. Eğer sonuçlarından memnun değilsem, yeni bir “seçim” yapmaya da izinliyim. Ben değerli ve önemliyim. “

Devamını oku

Biz bu bedenli yaşama, kendi ruhsal yolumuzu seçmeye gelmedik mi?

Psikolojiye göre insan eyleminin motivasyonu ya acıdan kaçınma ya da hazza ulaşma. Peki neyin bize acı vereceğini veya neyin bize haz vereceğini nereden biliyoruz? Acılarımız ve hazlarımız bize mi ait?

Üniversiteye yeni başladığım yıllarda bir kız arkadaşım erkek arkadaşı tarafından aldatılmıştı ve ilişkisi bitmişti. O acı çekerken çok yakın arkadaşları olan bizler de birlikte acı çekiyorduk. (O zamanlar ne empat olduğumu ne de empatın ne olduğunu biliyordum.) Düşünün sevgilim yok, aşık değilim ve aşk acısı yaşıyorum :) )

Devamını oku

Diyor ki: Çok yalnızım benimle sohbet eder misin?

Diyor ki: Çok yalnızım benimle sohbet eder misin?

- Yalnızlığın ile ilgili mi konuşmak istiyorsun?
- Hayır ne olursa…

- Benim bu sohbetten keyif alacağımı mı düşünüyorsun?
- İnsanlar ….. (olumsuz yargılar); sen iyisin…

- Evet ben iyi biriyim. Sana durduk yere zarar vermem. Ama neden seninle sohbet edeyim?
- Bana kıyamazsın….

- Yani iyi niyetli olduğum için “hayır demeyi bilmediğime” mi inanıyorsun?
- Yani sadece sohbet.. Çok yalnızım. İnsanlar beni anlamıyor.. (vs) insanlar ….( olumsuz yargı)

- Yani insanları anlamıyorsun ve onları küçümsüyorsun…
- Hayır tabi insanları severim.

- Sanmıyorum. Mesela benim sohbetten nasıl keyif alacağımı önemsemiyorsun. Dikkatin ne alabileceğinde… Birşey vermeyi önemsemiyorsun.

Devamını oku

Dünyaya bir mesajım var…

Hayat hep iyi davrandı bana… Yoo, yanlış anlamayın hep çicek, böcek sunmadı. Sağlam tek bir tokatıyla yere yıktığı günleri de bilirim. Ama çok dolu bir yaşam deneyimi yaşadım bu vesileyle… (Yet’sin… Artık keyifle öğrenmeyi seçiyorum.)

İnsanlar çok güzel davrandılar bana… Sağlam kazık atanlar da oldu; başarılı tuzak kuranlar da… Ama çok nefis şeyler öğrendim vesileleri ile… (Yet’sin; artık güzel insanlarla nezaket ve sevgi içinde öğrenmeyi seçiyorum.)

Devamını oku

Seçim yapmak!

Yıllar önce A ile B arasında bir seçim yapmam gerekiyordu. Hani vardır ya gönlümüz A diye bağırır, mantığınız B diye tutturur; işte o seçimlerden…

Bir dosta danıştım. Benim A’yı seçmemi destekledi. O sırada zihnimin şunu düşündüğünü yakaladım. Diyordu ki “Tamam A’yı seçmeye karar verirsem bu kişiye B’yi seçmeye karar verirsem diğer kişiye soracağım durumu.” O zaman zihnimin bu kurnazlığı çok güldürmüştü beni.

Devamını oku