Sevmek, Sahiplenmek, Sahip Olmak 3 – SAHİP OLMAK (Bölüm 2)

Sahip olmaya çalıştığınız şey bir bitki yada hayvan ise, dikkatinizin sizde mi onda mı olduğundan ayırım yapabilirsiniz. İyi bakamadığınız bir çiçek yada bir hayvanı inatla beslemeye çalılıyorsanız, içsel amacınızın “sahip olmak” olduğunu anlamalısınız. Bu durum sahip olana da sahip olunana da eziyet getirecektir.

Her ne kadar “aynı bizim gibi” HÜR İRADEYE sahip olduklarını bilsek de, bana göre yaşamın en büyük trajedisi “bir insana sahip olmaya çalışmak”tır.

Üstelik bu eziyeti genellikle en yakın gördüklerimize yaparız. Eşimize, partnerimize, çocuklarımıza, yakın arkadaşlarımıza, vs…

Bir kişiye sahip olduğumuz yanılgısına düştüğümüzde, o kişiyi artık enerji alanımızın içerisinde ve bize ait bir uzuv gibi algılamaya başlarız. Bizim uzuvumuz olarak, beklentilerimiz yükselir. Kendileri olup, tatminkar bir yaşam süreceklerine, bizim yapacağımız gibi yapmalarını, bizi temsilen davranmalarını bekleriz (ve bilinç durumunun düşüklüğüne göre zorlarız.)

Bir şeye sahip olduğumuzda, onu sahip olduğumuz şeklinden değişmemesi, önem kazanır. Artık “o bizimdir” ve “biz izin vermeden” değişemez, yok olamaz. Kavgamız sadece dışarıdan gelene değil, aynı zamanda sahip olunana karşıdır. Bu nedenle sahip olunduğu sanılan şey bir canlı ise, bize bizim istediğimiz gibi davranmadığında, bunun nedenini anlamaya çalışmak yerine, ona karşı öfke duyarız. Bilinç durumu düşük ise bu sahip olunana ceza verme, zarar vermeye bile gidebilir. Egomuz bu durumu çoğu zaman “sevgi” ile açıklamaya çalışsa bile, bu “sahiplenme” bile değildir. Sevdiklerine zarar veren kişiler, aslında o kişilere “sahip olmadıkları” gerçeği ile yüzleşemeyen kişilerdir.




Yorum Yap