Kim olduğumuz özünde sadece bizim bilmemiz için

Bizim toplumumuzda çoğu insan neden tüm dünyanın kendi kimlik sorunuyla, kim olduğuyla ilgilendiğini düşünmeye eğilimli ki sanki? Oysa kim olduğumuz özünde sadece bizim bilmemiz için değil midir?

Örneğin şimdi ben bir dinin aptalca olduğunu söylesem, veya bir ırka, bir kültüre, bir gruba saldırı içeren bir söylemde bulunsam, o etiketlerle kendini tanımlayan bir çok kişi de bana saldırmaya başlayacaktır. Açığa (normal bir insanda kendisine karşı sınır ihlali yapıldığında ortaya çıkan) öfke çıkacaktır.

Özünde ben bu tür bir söylem ile bir inancı, bir fikri yargıladığımda bu ne o inancın ne de fikrin değerini değiştirir değil mi? Çikolatalı pastaya küfür kıyamet girişsem bu onun fiyatını düşürür mü?

Böyle bir yargı ile ben kendimin kim olduğunu tanımlarım aslında… Peki neden çoğu kişi “BANA KARŞI böyle bir şey söyleyemezsin. Ben bir çikolatalı pasta severim ve seni şimdi pişman edeceğim” noktasına geliyor? Ben seni tanımıyorum ki… Sen de beni. Ben nasıl sana karşı(!) bir şey yapabilirim?

Elbette hepimizin sahip olduğu değerleri var. Ve bu değerleri korumak ve mümkünse yaymak isteriz. Ancak bu değerler de kim olduğumuzla ve nasıl yaşamak istediğimiz ile ilgili değil mi? Örneğin barışı yaymak için saldırmak, sevgiyi yaymak için had bildirmek, hatta maneviyat yolu olması gereken dinleri kendi içimizdeki maneviyatı harcama pahasına savunmak ne kadar akılcı? Aslında bizi biz yapan değerlerimizi o anda, hatta ait olduğumuz grup adına kötü örnek olarak yıkmış olmuyor muyuz?

Bu çok önemli bir konu aslında… Çünkü başkasının fikrine tahammül edememek, iletişim kuramamak, hatta kavga ve savaş enerjisini başlatmanın kaynağı bu mekanizma olabilir bence… Düşünce özgürlüğünün daha yaygın olduğu ülkelerde bu mekanizma daha esnek bence…

Bu durum değerlilik duygumuzun durumu ile yakın ilişkili de olabilir. Yani çikolatalı pastaya her küfür ettiğinde, bir çikolatalı pasta sever olan benim “değersiz olduğumu” söylüyorsun. Ve kendi değerliliğimden emin olamadığım için ben sana inanıyorum. Bu durumda ölebilirim de bu bir kayıp olmaz. Yani sen alenen beni öldürmeye çalışıyorsun. Bu durumda öfke hissetmemden ve önce seni öldürmek istememden daha doğal ne olabilir ki?

O halde değerlilik duygum arttıkça etiketlere, sıfatlara, gruplara aidiyet duygumun azalması doğal bir süreç… Evet direkt bana karşı olan saldırıda, yaşam biçimimi değiştirmek istediklerinde buna karşı tepki vermem doğal ve sağlıklı. Ancak bunun dışında (öfke ile kimsenin fikrini de değiştiremeyeceğime göre) verdiğim tepki içsel bir değerlilik ispatına dayanıyor sadece…

O halde böyle bir durumda anlık olarak açığa çıkan öfkeme “seni duydum ve gereğini yapacağım” diyip, akışkan hale gelmesini sağlayabilirim. Kendime “sen değerlisin; bu sadece o kişinin fikri” diyerek, kendimi sakin ve akılcı hale geri getirebilirim. (Öfke varken, akıl geride kalır.) Amacıma uygun bir şekilde kendi değerlerimi ifade edebilirim. Ve olmuyorsa o kişileri hayatımın neresine koyacağıma karar verip, kendimi yaratmaya devam edebilirim.

Hatta bazı durumlarda belki de kültürel olarak aldığım, sorgulamadan kabul ettiğim, aslında bana ait olmayan değerleri bile ölesiye savunduğumu fark edip, kendimi geliştirebilirim bile… Ne dersiniz bu daha sağlıklı olmaz mı?




Yorum Yap