Sevmek, Sahiplenmek, Sahip Olmak 3 – SAHİP OLMAK (Bölüm 3)

Daima değişen bir varlık (hızı farklı olsa da) olan insan (ki yaşam amacı deneyimlerle kendini yeniden yeniden yaratması üzerine kuruludur.) Özellikle partnerlerde/ eşlerde, sahip olmaya çalışan kişi, partnerinin bu değişimine saygı duyamaz ve görmezden gelir. Böylece ilişkinin dansa benzeyen dinamik ritminden uzaklaşır. Sahip olmaya dayalı ilişkiler (gözlenebilecek şekilde bitmese bile) zaman içerisinde iki yabancının bir anlaşmaya itaat etmesi noktasına taşınır.

“Seven kıskanır” klişesinin de sevmekle değil “sahip olmakla” ilgisi vardır. Artık sevilen, sahip olan kişinin uzvu olduğundan, ona karşı gelişebilecek her ilgi, her teklif kişinin bizzat kendisine yapılmış bir saldırı olarak algılanır. Ayrıca “sahip olma güdüsünün” yokluk bilincinden doğan, korku kaynaklı olduğunu söylemiştik. Korku, zihinden geldiği için değersizlik duygusu ile kardeştir. Ruh kendi değerini bilir. Bu nedenle “sahip olunan kişinin” başka birini beğenmesi, kendisini yeniden seçip seçmeyeceğini gözlemleme gereksinimi duymadan, kişinin alarma geçmesine korku ve öfke duymasına neden olur.

Devamını oku

Aşkı nasıl tanımlıyorsunuz?

Kim bilir aşkı nelerle tanımlıyoruz… Tutku mu, şehvet mi, hırs mı, sahip olma arzusu mu, mutlak sevgi mi, şefkat mi, yardımcı olma arzusu mu, kahraman olma hayali mi, ilahi hayranlık mı, var oluş amacımız mı, zaten özde var olan mı, huzur mu, mutluluk mu, acı mı?

Aşk diye mutlak ve değişmeyen bir his var mı? Yoksa her birimiz “aşka” kendimiz tanım koyup, birbirinden farklı duygularımızı, aşk diye birbirimize mi anlatmaya çalışıyoruz?

Dahası aşık olduğumuzu anlıyor muyuz yoksa diğer duygularımızı aşk niyetine mi yaşıyoruz?

Devamını oku

Sevmek, Sahiplenmek, Sahip Olmak 3 – SAHİP OLMAK (Bölüm 2)

Sahip olmaya çalıştığınız şey bir bitki yada hayvan ise, dikkatinizin sizde mi onda mı olduğundan ayırım yapabilirsiniz. İyi bakamadığınız bir çiçek yada bir hayvanı inatla beslemeye çalılıyorsanız, içsel amacınızın “sahip olmak” olduğunu anlamalısınız. Bu durum sahip olana da sahip olunana da eziyet getirecektir.

Her ne kadar “aynı bizim gibi” HÜR İRADEYE sahip olduklarını bilsek de, bana göre yaşamın en büyük trajedisi “bir insana sahip olmaya çalışmak”tır.

Üstelik bu eziyeti genellikle en yakın gördüklerimize yaparız. Eşimize, partnerimize, çocuklarımıza, yakın arkadaşlarımıza, vs…

Devamını oku

Sınırlarınızı Koruyun

Birini sevmek başka bir şey, o kişinin sınırlarınızı futursuzca yıkmasına izin vermek başka bir şey… Tıpkı olumlu düşünmenin “olumsuz şeyleri görmemek yada tepki vermemek” olmadığı gibi, insanları sevmek veya sevdiğini söylemek de “sana karşı hiçbir sınırım yok; dilediğin gibi davran” demek değildir.

Devamını oku

Sevmek, Sahiplenmek, Sahip olmak! 3- SAHİP OLMAK (Bölüm-1)

Sahip olma durumu, bu dünyevi yaşamın bize sunduğu en büyük ilizyondur. Hiçbir şeye sahip olamayız; ancak olduğumuz yanılgısına düşebiliriz. “Geldiğimiz gibi gideceğiz”, “kefenin cebi yok” gibi sözlerle kendimize hatırlatmaya çalışsak da, maddi dünyaya bakıp da “nesneyi” hissettiğimizde yine ona “sahip olabileceğimiz yanılgısına” kapılıveririz.

Sahip olma denemelerimiz ZİHİNDEN gelir ve YOKLUK BİLİNCİ taşır. Çünkü RUH her şeyin deneyimden ibaret olduğunu ve deneyime aracı olacak her şeyin BOLLUK içinde olduğunu bilir.

Düşünün eğer bir şeyden bol bol varsa, onun tamamını ya da bir kısmını saklamaya, ona sahip olmaya çalışır mıydınız? Hayır, deneyimler,farkındalığınız yüksekse minnettar olur, ve bir sonraki deneyime geçerdiniz. Bu nedenle sahip olmaya çalıştığınız herşeyde yokluk bilinciniz sizi yönetir.

Devamını oku