Hep’lik olmadan hiç’lik olur mu?

Bu aralar yine önüme bir “hiçlik” paylaşımları, bir bırakma, bir vazgeçme, bir istememe konuları düşmeye başladı. Kimi aşktan vazgeçmiş, kimi paradan, kimi egosundan… Ne güzel! Allah artırsın ama aldı beni deli sorular…

Bir şeyden vazgeçmeden önce ona sahip olmak gerekmez mi?

Devamını oku

Aşık olamama acısı

Aşk acısını anlayalım hadi de bir de “aşık olamama acısı” varmış. E ooolll.. Kim tutuyor ki?

Haa “nerede o aşık olunacak kadın/erkek” diyorsan da günün tadını çıkar. Gelmeyecekse hiç, böyle acılı mı geçsin günler?

Aslında bütün bu acı, aşkla vs değil de kendinden sıkılmanla veya yalnız kalmaktan korkmakla ilgili olmasın? Eğer öyle ise bunu gelecek bir kişi ile çözemezsin ki… Hatta sen daha sıkılırken kendinden, elin kadını/erkeği ne yapsın seni?

Devamını oku

Bir şeyi umutsuzca çok istediğinizde, almayın!

Bu size tezat gibi görünecektir. Ancak değildir. Nerede bir vazgeçilmez var, nerede bir çok isteme, aşırı heyecan var, bilin ki orada bir yokluk bilinci vardır. O çok istemenin altında o şeye “ihtiyaç” duyma vardır. Bu sağlıklı bir istek değildir. Yokluk bilinci ile elde edeceğiniz şeyler ya uzun soluklu olmaz, ya da umduğunuz kadar sizi mutlu etmez.

Çok açsanız mesela, hemen yemek yemeyin. Ufak bir şeyler atıştırıp dengelenebilirsiniz. O kişiyi çok istiyorsanız eğer, onsuz da “mutlu, huzurlu, güvende” olacağınızı ruhunuza, zihninize, bedeninize anlatana kadar adım atmayın. O işi çok istiyorsanız eğer, kendinize bu ve bunun gibi nice işe layık olduğunuzu hatırlatın. O eşyayı, kıyafeti, objeyi çok istiyorsanız eğer, bekleyin. Gerçekten ihtiyacınız olmadığını fark edin.

Devamını oku

Beni ben yapan tüm deneyim ve aracılara minnet ve şükranlarımla

Geçmişimizi “kaba, mutsuz ve karamsar” olmak için bahane olarak kullanabiliriz. En nihayetinde, yaşam denen yolda, hepimiz kendi cennetimizi görmüş, kendi cehennemimizden geçmişizdir.

Devamını oku

Sevmek, Sahiplenmek, Sahip Olmak 3 – SAHİP OLMAK (Bölüm 3)

Daima değişen bir varlık (hızı farklı olsa da) olan insan (ki yaşam amacı deneyimlerle kendini yeniden yeniden yaratması üzerine kuruludur.) Özellikle partnerlerde/ eşlerde, sahip olmaya çalışan kişi, partnerinin bu değişimine saygı duyamaz ve görmezden gelir. Böylece ilişkinin dansa benzeyen dinamik ritminden uzaklaşır. Sahip olmaya dayalı ilişkiler (gözlenebilecek şekilde bitmese bile) zaman içerisinde iki yabancının bir anlaşmaya itaat etmesi noktasına taşınır.

“Seven kıskanır” klişesinin de sevmekle değil “sahip olmakla” ilgisi vardır. Artık sevilen, sahip olan kişinin uzvu olduğundan, ona karşı gelişebilecek her ilgi, her teklif kişinin bizzat kendisine yapılmış bir saldırı olarak algılanır. Ayrıca “sahip olma güdüsünün” yokluk bilincinden doğan, korku kaynaklı olduğunu söylemiştik. Korku, zihinden geldiği için değersizlik duygusu ile kardeştir. Ruh kendi değerini bilir. Bu nedenle “sahip olunan kişinin” başka birini beğenmesi, kendisini yeniden seçip seçmeyeceğini gözlemleme gereksinimi duymadan, kişinin alarma geçmesine korku ve öfke duymasına neden olur.

Devamını oku