Vazgeçemiyorum!

Tutunma tutunma diyorsun da… Nasıl olacak bu?” diyorlar. :)

Şimdi öncelikle aslında bir şeye tutunmuş olduğunuz da zihnimizin verdiği bir yanılgı. Var oluşumuz gereği ihtiyacımız olan her şey, tüm potansiyel zaten bizde mevcut.. Bırakamıyorum dediğimiz her tür kişi, olay, obje, duygu özünde tutulu da değil. Bu dünyanın verdiği en büyük yanılgı “bir şeylere sahip olduğumuz” hissimizdir.

Hiçbir şeye, hiçbir zaman sahip olmayız. İnsanlar, objeler ve diğer her şey yaşam yolumuzda bize eşlik eden, deneyimimize vesile olan oyun arkadaşları sadece. Bu yüzden de tutunduğumuzu sandığımız ne varsa biz onun hayalinle tutunuyoruz aslında… O vazgeçemediğiniz (affedemediğiniz, onsuz olmaz dediğiniz, ya da illa bu şekilde olacak diye zorladığınız) şey; sizin o kişiye, o duruma, o objeye vermiş olduğunuz anlam.. Sadece ve sadece sizin zihninizde var.

Ancak bu “gerçeklik” “sahip olma” gibi bilgiler bize doktrin inanç olarak neredeyse doğduğumuz günden beri işlendi.. O annenin, o emziğin, o oyuncağın “bize ait” olduğu yanılgısı ile büyütüldük biz.. Bu yüzden ilk aşamalarda bu bilincin hücrelerinize işlenip, doğanız olduğunu hatırlamanız için “bilinçli egzersiz yapmak” veya”bir uzmanla çalışmak” gerekli olabilir.

Buyurun küçük bir çalışma:
Olmazsa olmaz seviyesinde düşündüğünüz bir şeyi/kişiyi, aşamadığınız bir durumu “olduğu şekliyle” anlatmaya ya da yazmaya çalışın. “Bana şöyle söyleyince kalbim kırıldı”, “tabi beni sevmediğinden… yaptı” gibi yargı ve etiketleri aradan kaldırarak ama.. Örneğin “bu bir insan/adam/kadın” “şöyle bir yerde” “şöyle söyledi” “ben de onu şöyle söyledim” gibi.. ” ya da artık beni sevmediğini söylüyor” gibi.. Böylece o kişilerin size sağladığı deneyimi de gözlemlemiş olursunuz. Yani asıl üzüntünüzün “o kişinin olmaması” ile ilgili değil, “yalnız kalma korkunuz olduğu” gibi..

Ya da vazgeçemediğiniz şey bir obje ise “bu bir araba” “bir yerden bir yere kolay ulaştırmaya yarıyor. ” onunla kendimi güçlü ve havalı hissediyorum ” gibi…

Olanı olan olarak algıladığınızda, olana yüklediğiniz anlam ve duyguları (çoğu zaman konu ile direkt ilgisi yoktur.. örneğin kızgınlık sandığınız şey kendinizi değersiz hissetmeniz olabilir) fark etmeye başlarsınız. Farkında olduğunuz her şey ise yönetilebilir, vazgeçilebilir veya aynı deneyimi yaratacak farklı vesileler ortaya çıktığında algılayabilirsiniz. (Çoğu zaman kendiliğinden dönüşür; özel bir çabaya ihtiyaç kalmaz) Bir şeyi yönetebiliyorsanız başka şeyleri de dönüştürebilirsiniz. Eğer kendinizi rahatlıkla dönüştürmeye başlarsanız artık “ihtiyaçlarınız/ tutunma ihtiyacınız kalmaz”. ÖZGÜRLEŞİR ve OLANIN TADINI çıkarabilirsiniz ;)




Yorum Yap