Kendimle sohbetler

Geçenlerde bazı dostlar bana “ne kadar hoşgörülü” olduğumu söylemişti. O zamandan beri düşünüyorum. Ben hoşgörülü müyüm?
Nedense “hoşgörü” bana “olanı hoş görme” gibi bir anlamda gelmişti. (Evet bazen gözümüzün en önündekine karşı en bilgisiz kalabiliyoruz.) İlk tepkim “yooo değilim ki” oldu. Zira neler olup bittiğini bazen anlamasam da, her olanı “hoş” görüyor değilim.

Ülkemizde “ahlak” kavramının, bildiğimiz her şeyi unutarak, yeniden tartışılması ve değerlendirilmesi taraftarıyım mesela. Değerlerimizin yeniden masaya yatırılıp konuşulmasını önemli buluyorum. Hatta kutsal sayılan (veya dil ile kutsal denilmese bile öyle davranılan) herşey de dahil buna.

Ülkeyi bugün bana verseler ilk önce ne var ne yoksa döküp, güzelce parlatıp tozunu alıp yeniden yerleştirirdim mesela. (Bazen çamaşır suyuna ıslayıp, yüksek ısıda yıkayasım da gelmiyor değil hani ;) ) (Evet çok kadınca örnekler oldu galiba ama anladınız işte ;) )

İnsana, insan haklarına (kimden olduğuna, ne yapmış olduğuna bakılmaksızın) değer verilmesinin İNSAN OLMANIN gereği olduğuna inanıyorum. (Şimdi burada pek çok kişinin kafa sallayıp onayladığını görür gibiyim. Ancak bazı kişilerin iş Tayyip Erdoğan, FETÖ, PKK, aşırı dinci örgütler, aşırı solcu ya da sağcı örgütler gibi tek tek saymaya geldiğinde “şu grup hariç” diyebileceğini de tahmin ediyorum.) Benim kastettiğim HEPSİ. Hepsi insan hakları gözetilerek ve onurları kırılmadan, ADİL bir şekilde değerlendirilmeli bana göre…

Hoşgörü neymiş gerçekten diye baktığımda ise şu açıklamayı buldum:
“kendisininkilerle çelişse bile, başkalarının düşünce ve kanılarını özgürce dile getirmelerinden rahatsız olmama, onların geçerliliklerine karşı tepki göstermeme tutumu. ”

O zaman bir yere kadar hoşgörülüyüm. Eğer herkes kanılarını özgürce dile getirmezse nasıl ilet/iş/ebilir ki? Herkes söylesin, kendini ortaya koysun bence.. Koysun ki neyin içindeyiz bilelim…

Tepki göstermeme durumunda ise pragmatik (faydacı) yaklaşıyorum. “Attığım taş ürküttüğüm kuşa değecek mi?”. “Verdiğim tepki neye yarayacak?”. Eğer bir fayda sağlayacaksa verelim elbette… Zaten yapım bu bağlasalar duramıyorum :)
Ama bir işe yaramayacaksa şikayet etmeyi, sızlanmayı, isyan, hakaret etmeyi hem kendime, hem sevdiklerime, hem çevreme zarar buluyorum.

Bunun dışında evde kendi kendimize dahi olsa verdiğimiz her duygusal tepkinin, dışarı sisteme yayıldığını biliyorum. Psişik çöpümüzü sokağa atmak gibi bir şey bu :) Çevreci yanım buna razı değil… Hele ki sosyal medyada yaymak, bana çöpleri elden ele artırarak dolaştırmak gibi geliyor.

Tamam üzüntüyü, acıyı, sevinci kısaca bir duyguyu paylaşmak, kendini ortaya koymanın bir parçası. Hele o beğeniler, yorumlar yalnızlığımızı bile hafifletiyor bazen. Ama her paylaşımda “bunun faydası var mı?” “Bu bir amaca hizmet ediyor mu?” diye bakmakta fayda görüyorum.

Bu kadar analiz sonunda “ben hoşgörülü müyüm?” Sanırım ortalamanın üzerinde… Peki hoş görülü müyüm? Tüm kalbimle diliyorum ki “öyle olsun”. Artık çevreye bakıp hep hoşluklar görelim gerçekten. :) )




Yorum Yap