Etki – Tepki Yasası

E

tki – tepki yasası klasik fizikte, Newton’un üçüncü yasası ile net bir şekilde tanımlanmıştır. Bu yasaya göre her etki, kendisine eşit kuvvette ve ters yönde bir tepki yaratmaktadır. Örneğin bir topu bir duvara doğru attığımızı düşünelim. Bu topun duvardan bize doğru dönmesini sağlayan kuvvet verdiğimiz etkinin oluşturduğu tepki kuvvetidir.Biz topu bir duvara atma şiddetimizi arttırırsak, topun bize dönüş şiddeti de aynı oranda artacaktır.

Devamını oku

Olumlu Düşünce Meditasyonu

Olumlu düşünmek ve kendi bilinç altımıza bu doğrultuda mesajlar vermek her zaman çok kolay olamayabiliyor. Bize öğretilen, iyi – kötü, doğru – yanlış gibi etiketlerle sürekli yargılandığımız bir sistem içerisinde bazen özümüzü unutabiliyor; hatta zaman zaman kendimizi sevmekten vazgeçebiliyoruz.

Devamını oku

Yaşamın En Büyük Enerjisi: Sevgi

Yaşamlarımız bize farklı öğrenme fırsatları sunan keyifli bir oyun sürecidir. Bu öğrenme fırsatlarının kimi keyifli tecrübelerken kimisi de bizi zorlayan, varlığımızı ve özümüzü unutturarak bizi dünyanın zorlu ve mücadeleci bir yer olduğunu düşündüren olaylar olabiliyor. Bütün bu süreç içerisinde sıklıkla kendimizi “yeter artık bu sorunlardan nasıl kurtulacağız?” derken bulabiliyoruz.

 

Elbetteki her türlü ihtiyacımıza çözüm olabilecek birbirinden farklı eylemler ya da yollar olabilir. Ancak sıklıkla unuttuğumuz şey her şeyi çözebilecek, iyileştirebilecek evrenin en büyük enerjisi olan sevgi oluyor.

Devamını oku

“Kader” ispatlandı mı?

Geçenlerde iletişim formundan bana ulaşan bir sorunun cevabını herkesle paylaşmak istedim.

 

 

SORU: Benjamin Libet  ve Prof. John-Dylan Haynes’in yaptığı araştırmalar ve deneylerin sonucunda bir karar vermemiz istendiğinde biz karar vermeden önce eyleme geçecek nöronların harekete geçtiği görülmüş. Bu durumda kararlarımızı veren biz değil miyiz? O halde herhangi bir şekilde seçimlerimizi ve yaşantımızı değiştirmemiz de mümkün değildir. O zaman biz sadece bize yazılan rolü mü oynuyoruz? Sadece kaderlerimizi gerçekleştiren aracılar mıyız? Bu tüm Kuantum Düşünce çalışmalarının da asılsız olduğunu göstermez mi? A.E /Antalya

Devamını oku

Mutsuzluk Kader Değildir.

Unutmayın: Mutsuzluk bir kader veya sonuç değildir. Genellikle mutsuzluğumuzu kurban olarak yaşamak ve kabul etmek eğilimindeyiz. Ancak mutsuzluk tıpkı yaşadığımız diğer acılar gibi sadece bir belirtidir. Bizim mutlu bir yaşam sürdürebilmemiz için bir uyarı anlamını taşır.

 

Fizyolojik olarak bir acı ya da ağrı hissettiğimizde kendimizi mutsuz hissederiz. Bu acı ya da ağrının geçmesi için hemen harekete geçeriz. Ancak bu duyguları hissetmemek tıpta “Konjenital Analjezi” adı verilen bir hastalıktır. Bu acı ve ağrıları yaşamayan kişiler farkında olmadan kendilerine zarar vermekte, gördükleri bir zararın boyutunu değerlendirememekte veya kendilerinde olan hastalıkları iyice durumları ağırlaşana kadar hissedememektedirler. Yaşadığımız zaman şikayet ettiğimiz bu ağrı ve acılar aslında bizleri daha büyük sorunlardan koruyan son derece gerekli bir uyarı mekanizmasıdır.

Devamını oku