Evrensel Denge

E

vrendeki tüm sistemler denge prensibi ile var olur. Özellikle doğal ortamlarda bu prensip daha net izlenebilir.Örneğin belgesellerde gördüğümüz o tatlı ve masum avın, avcı tarafından avlanması gerekir. Her ne kadar  bazılarımız (kendimden biliyorum), belgesellerin sonuna kadar  masum avın kurtulması için dua etsek de sonuçta bu işlem hem av, hem avcı popülasyonunu, hem de her ikisinin de aldıkları nefesten, bıraktıkları artıklardan etkilenen pek çok popülasyonun ve sistemin dengede düzgün bir şekilde çalışabilmesini sağlayacaktır. Tüm bu sistemler gibi insan da kendi içerisinde sürekli bir denge sağlamaya çalışır.

Evrensel polarite yasası gereği evrende iyi – kötü, doğru – yanlış diye bir şey yoktur. Bunların varlığından bizi emin kılan şey anne karnından itibaren öğrenmeye başladığımız toplumsal öğretiler ve zihnimizde yarattığımız yollardır. Örneğin doğruluğundan emin olduğunuz bir şeyi düşünün. Eğer bambaşka bir kültürde, ülkede hatta dünyada doğmuş olsaydınız aynı şey sizin için hala doğru olur muydu? Veya hiç suç işlememiş çocuğu hapse atmak kesinlikle yanlıştır değil mi? Peki topluma çok zararı olmuş birini, mesela Hitler’i çocukken bu şekilde durdurabilmek doğru olur muydu dediğimizde pek çok farklı yorum alırız değil mi? Öyleyse mutlak yanlışlar bile farklı koşullar altında tartışılabilinir. O halde “mutlak” değildir.

Kendimizi veya başkalarını değerlendirirken iyi – kötü, doğru – yanlış, eksik – fazla, çalışkan – tembel gibi etiketlemeler yapmamız da bu temel prensibi değerlendirememizin bir sonucudur. Evrendeki her şey ve herkes gibi bizler de bunlardan sadece biri değiliz. Bunu kabul etmeye başladığımızda hem kendimizle hem de başkaları ile ilgili yargılarımızda gerçekten hak edilenden çok daha abartılı olduğumuzu görmeye başlarız.

Olan sadece olur; bunlara ne kadar duygu yükleyerek nasıl anlamlandırdığımız ise sadece ve sadece bizimle ilgilidir.




Yorum Yap