<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kişisel Gelişim Rehberi &#187; Bilinçaltı</title>
	<atom:link href="http://kisiselgelisimrehberi.com/tag/bilincalti/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kisiselgelisimrehberi.com</link>
	<description>Kuantum Bilinci ile mutlu, başarılı ve sağlıklı yeni bir yaşam...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Jul 2017 14:16:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>&#8220;Kader&#8221; ispatlandı mı?</title>
		<link>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/kader-ispatlandi-mi?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kader-ispatlandi-mi</link>
		<comments>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/kader-ispatlandi-mi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 May 2011 10:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyza Öncel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/?p=113</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde iletişim formundan bana ulaşan bir sorunun cevabını herkesle paylaşmak istedim. &#160; &#160; SORU: Benjamin Libet  ve Prof. John-Dylan Haynes&#8217;in yaptığı araştırmalar ve deneylerin sonucunda bir karar vermemiz istendiğinde biz karar vermeden önce eyleme geçecek nöronların harekete geçtiği görülmüş. Bu durumda kararlarımızı veren biz değil miyiz? O halde herhangi bir şekilde seçimlerimizi ve yaşantımızı değiştirmemiz de mümkün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde iletişim formundan bana ulaşan bir sorunun cevabını herkesle paylaşmak istedim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em><a href="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/Soru.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-153" title="SORU" src="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/Soru.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>SORU:</em> </strong>Benjamin Libet  ve Prof. John-Dylan Haynes&#8217;in yaptığı araştırmalar ve deneylerin sonucunda bir karar vermemiz istendiğinde biz karar vermeden önce eyleme geçecek nöronların harekete geçtiği görülmüş. Bu durumda <strong>kararlarımızı veren biz değil miyiz?</strong> O halde herhangi bir şekilde seçimlerimizi ve yaşantımızı değiştirmemiz de mümkün değildir. O zaman biz sadece bize yazılan rolü mü oynuyoruz? Sadece <strong>kaderlerimizi</strong> gerçekleştiren aracılar mıyız? Bu tüm Kuantum Düşünce çalışmalarının da asılsız olduğunu göstermez mi? A.E /Antalya<span id="more-113"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong><a href="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/cevap.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-239" title="cevap" src="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/cevap-150x150.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>CEVAP:</strong></em> Öncelikle bahsi geçen araştırma ve sonuçlarına bir göz atalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaliforniya Üniversitesi nörofizyologlarından <strong>Prof. Benjamin Libet</strong>, 1973 yılında yaptığı deneyler sonucunda tüm kararlarımızın, seçimlerimizin<strong> önceden belirlendiğini</strong>, <strong>bilincin</strong> ise herşey olup bittikten<strong> yarım saniye sonra</strong> devreye girdiğini ortaya koymuştur. Bu durum diğer nörofizyologlarca da, hep geçmişte yaşadığımız ve <strong>bilincimizin</strong> tüm yaşananları yarım saniye sonra gösteren bir &#8220;<strong>monitör</strong>&#8221; gibi olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırmalarını sürdüren <strong>Benjamin Libet </strong>daha da ilginç sonuçlara ulaşmıştır. Bu sefer Libet, parmakları hareket ettirme “kararını” deneklere bıraktı ve bunun neticesinde beyinde oluşan sinyalleri inceledi. Parmağı hareket ettirmenin karar anı, beyinden emir yollanması anı ve parmağın hareket anlarını not etti. Son derece ilginç bir gerçekle karşılaştı. <strong>Karar anından önce</strong>, parmağı hareket ettirmek için beyinde <strong>ilgili hücreler</strong> harekete geçiyorlar. Yani aslında parmağınızı hareket ettirme emri, sizden önce veriliyor. Ondan sonra size bu kararınız bir his olarak yaşatılıyor. Libet’in bu çalışmaları, bilim dünyasını derinden etkiledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son olarak Max Planck Enstitüsünden bilim adamı <strong>Prof. John-Dylan Haynes</strong> gelişmiş manyetik rezonans ve bilgisayar tekniklerini kullanarak son derece ilginç araştırmalar yapmıştır. Araştırmalarda deneklerden önlerinde bulunan 2 düğmeden birini seçmeleri istendi. Düğmeye basılışın karar anının incelendiği bu deneylerde, Benjamin Libet’in deneylerini doğrular neticeler elde edildi. Esasen <strong>seçim yapıldığı</strong> düşünülen an, hissettirilen<strong> bir algıdan</strong> ibarettir. Yapılan deneylerde düğmeye basma kararının 7 saniye öncesinden deneklerin hangi düğmeye basacağı, beyin hücrelerinin aktivitelerinden tahmin edilebildiği görülmüştür</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırmayı yürüten ekibin lideri Prof. Haynes Nature dergisinde çıkan alıntısına göre</p>
<div>
<p>“Kararlarımızın<strong> bilinçli</strong> olduğunu düşünürüz, ama bu veriler göstermiştir ki bilinç yalnızca buzdağının ucudur.” demiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<div>
<p>Bu bilim adamlarının çalışmasına göre bizler <strong>bilinç</strong> düzeyinde seçim yapmadan <strong>önce</strong> bizim</p>
</div>
<div>
<p><a href="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/yorum.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-240" title="yorum" src="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/yorum-150x150.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a> kararımız uygulanmaya başlıyor. Bu araştırmalar bazı çevreler tarafından hür iradenin yanılsama olduğu ve bizlerin sadece bize verilen senaryoyu oynayan aktör ve aktristler olduğumuz şeklinde yorumlanmıştır. Ancak bu yorum insanın <em>kararlarının sadece bilinç ile verilebileceği </em>varsayımına dayanmaktadır ki bu doğru değildir. Zihin bilinç ve bilinçaltı olarak 2 ayrı bölümden oluşmuştur. Bilinçli beynimiz sn de 2000 bit bilgi işlerken bilinçaltımız 400 milyon bit işler. Bilinçaltımız yaşantımızın neredeyse %90&#8242;ından sorumludur. Algıda seçicilik dediğimiz şey de bizlerin bilinçaltımıza &#8220;artık nelerle ilgilendiğimizi bildirmemizin&#8221; bir sonucudur.</p>
<p>Bilinçaltı <strong>kodlarımız</strong> ise tamamen <strong>bize aittir</strong>. Bunların bir kısmı bizim bilinçli olmadığımız anlarda kaydedilmiş olabilir. Ancak her zaman bu kodları kendi irademizle değiştirebiliriz. Ve bu kodlarımızı değiştirdiğimizde yapacağımız seçimler ve algılamak için seçeceğimiz konular da değişecektir.</p>
<p>Bütün bu çalışmalar bizlerin kurban olduğumuzu değil kendi yaşamımızı  büyük oranda bilinçaltımızdaki kodlarımızla yaşadığımızı göstermektedir. Özellikle Zihin, Beyin ve Gerçekleşen Hayaller eğitimimde de bilinçaltı kodlarımız ile ilgili detaylı ilgiler vermekteyim. Bütün bu araştırmayı şöyle yorumlayabiliriz. Eğer biz küreklere asılmazsak rüzgar nereden eserse o yöne doğru gideriz. Ancak kürekler her zaman elimizin altındadır ve sadece bu konudaki farkındalığımızı arttırmamızı bekliyordur.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/kader-ispatlandi-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Telkin ve Bilinçaltı</title>
		<link>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/telkin-ve-bilincalti?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=telkin-ve-bilincalti</link>
		<comments>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/telkin-ve-bilincalti#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 May 2011 10:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyza Öncel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[Olumlama]]></category>
		<category><![CDATA[Telkin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[Başlamadan önce &#8220;Telkinin Gücü&#8221; yazısını okumak isteyebilirsiniz. Bilinç, hayatımızın çok küçük bir kısmını (%2-5 civarı) yönetirken bilinçaltının kapasitesi ve gücü neredeyse sınırsızdır. Bilinç her saniyede 2000 bilgi parçası işlerken bilinçaltı saniyede 400.000.000.000 bilgi işleyebilir. Bilinçaltı için geçmiş, gelecek gibi zaman kavramı yoktur. Aynı şekilde yargılama veya yorum yapma yeteneği de bulunmaz. Bilinçaltı zihninizde sıklıkla tekrarlanan düşünceleri, olumlu veya olumsuz telkinleri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başlamadan önce &#8220;<a href="http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/telkinin-gucu">Telkinin Gücü</a>&#8221; yazısını okumak isteyebilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/bilincalti_telkin.jpeg"><img class="alignright size-full wp-image-263" title="bilincalti_telkin" src="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/bilincalti_telkin.jpeg" alt="" width="180" height="180" /></a>Bilinç</strong>, hayatımızın çok küçük bir kısmını (%2-5 civarı) yönetirken bilinçaltının kapasitesi ve gücü neredeyse sınırsızdır. Bilinç her saniyede <strong>2000 bilgi</strong> parçası işlerken <strong>bilinçaltı</strong> saniyede <strong>400.000.000.000 bilgi</strong> işleyebilir.<span id="more-90"></span></p>
<p><strong>Bilinçaltı </strong>için geçmiş, gelecek gibi zaman kavramı <strong>yoktur</strong>. Aynı şekilde yargılama veya <strong>yorum yapma</strong> yeteneği de bulunmaz. Bilinçaltı zihninizde sıklıkla tekrarlanan düşünceleri, olumlu veya olumsuz telkinleri, kayıtsız şartsız <strong>doğru kabul eder</strong>. Bilinçaltının görevi doğru kabul edilen gerçeklikleri bize ispatlamaktır. Böylelikle bu düşüncelerimiz hayatımızdaki<strong> gerçekliklere dönüşür</strong>.</p>
<p>Örneğin “nasılsın?” sorusuna vereceğiniz cevap otomatik bir hale geldiğinde, bu cevabın “artık” <strong>sizin gerçeğiniz</strong> olduğunu bilmelisiniz. Aynı şekilde para, ilişki, iş gibi konularda sıklıkla tecrübe ettiğiniz bir sıkıntınız varsa, bu sıkıntıdan kurtulmak için ilk yapmanız gereken şeyin; bu konulara verdiğiniz otomatik yanıtları (ya da otomatik şikayetleri) <strong>değiştirmek</strong> olduğunu unutmayın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/telkin-ve-bilincalti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çok öfkeliyim; peki sen?</title>
		<link>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/cok-ofkeliyim-peki-sen?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cok-ofkeliyim-peki-sen</link>
		<comments>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/cok-ofkeliyim-peki-sen#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 May 2011 10:08:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyza Öncel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Ofke]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[Harika bir gün&#8230; Ailenizle, dostlarınızla veya sevdiğiniz birileriyle birlikte dışarı çıktınız. Keyfiniz son derece yerinde, gülüp eğleniyorsunuz. O sırada yoldan geçen hiç tanımadığınız biri sizi hedef alarak hakaret etmeye başladı. Ne yaparsınız? Genellikle ilk tepkimiz öfkeyi damarlarımızda hissetmek olur. Daha sonra o güne kadar bize öğretildiği şekilde bu öfkeyi ifade ederiz. Karşılıklı küfürleşmeler, kavga veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/ofke.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-289" title="ofke" src="http://kisiselgelisimrehberi.simyadijital.com/wp-content/uploads/2011/05/ofke.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Harika bir gün&#8230; Ailenizle, dostlarınızla veya sevdiğiniz birileriyle birlikte dışarı çıktınız. Keyfiniz son derece yerinde, gülüp eğleniyorsunuz. O sırada yoldan geçen hiç tanımadığınız biri sizi hedef alarak hakaret etmeye başladı. Ne yaparsınız?</p>
<p>Genellikle ilk tepkimiz <strong>öfkeyi</strong> damarlarımızda hissetmek olur. Daha sonra o güne kadar bize öğretildiği şekilde bu öfkeyi ifade ederiz. Karşılıklı küfürleşmeler, kavga veya en azından hızla oradan uzaklaşma beklenen ihtimallerden bazıları… Ancak hemen hepimizin o az önceki neşesinden eser kalmaz değil mi?  Peki neden? Neden bu öfkeyi hissederiz?<span id="more-76"></span></p>
<p>Öncelikle sakin olarak düşündüğümüzde “hakaret” bir söz dizilimidir. Yani sadece arka arkaya gelmiş kelimelerdir. Üstelik hepimiz karşımızdaki kişinin söylemesiyle bu durumun gerçek olmayacağını biliriz. O halde bizi harekete geçiren gerçek şey hakaretin kendisi değil altındaki duygudur. Biz o kişinin bize saygı duymadığını, saldırgan olduğunu hatta bazı durumlarda bize meydan okuduğunu düşünürüz. Peki bu varsayımın doğru olduğuna nasıl emin oluruz?</p>
<p>Bu örnekteki “hakaret” genel olarak tüm ülkemizde saygısızlık anlamına gelir. Bunu yapan kişinin de bunu bildiğini kabul edelim. Peki eşimizle, dostumuzla, kardeşlerimizle özetle en <strong>yakınlarımıza</strong> karşı duyduğumuz öfke hissinde <strong>haklı olduğumuzu</strong> nereden biliriz?</p>
<p>Bu duyguyu doğuran tüm hareketler aslında tamamen bizimle, bizde var olan kodlamalarla ilgilidir. Maalesef verdiğimiz duygusal tepkiler aslında direkt olarak o olayla ve o kişi ile ilgili değildir. Çünkü duygusal tepki anidir; üzerinde düşünülmüş tepkiler değildir. Bu nedenle o “anda” olan duygusal tepkimiz iyi ihtimalle önceki deneyimlerimiz ile oluşmuş, kötü ihtimalle ise bizim herhangi bir değerlendirmemizden geçmeden başkaları tarafından oluşturulmuş tepkilerdir. Başkaları tarafından bize <strong>kodlanmış tepkiler </strong>elbette iyi bir nedenle çıkmıştır. Ancak zaman içerisinde bu kodlamayı gerektiren şartlar değişmiş olabilir ve bizler verdiğimiz tepkiler süresince düşünmezsek bunları sadece sürdürmeye devam ederiz.</p>
<p>Bir kafese 10 adet maymun koymuşlar ve bu kafesin üzerine bir salkım muz asmışlar. Elbette maymunlar hemen muzları almak için harekete geçmiş. Salkıma dokunan her maymunun üzerine tazyikli su sıkmışlar. Bir süre sonra maymunlar denemekten vazgeçmiş. Bu aşamada kafesteki maymunlardan birini çıkarıp yerine yeni bir maymun koymuşlar. Bu maymun muz salkımına doğru hamle yapınca diğerleri onu durdurmuş ve biraz da hırpalamak zorunda kalmışlar. Daha sonra aynı şekilde teker teker eski maymunları çıkarıp yeni maymunları koymuşlar. Sonradan gelip ne olduğunu anlamadan hırpalanan maymunlar yenileri daha bir istekle dövüyormuş. İşte bu maymunların verdiği tepki ve öfke bu duruma iyi bir örnektir. Arada hala aynı şartlar geçerli mi diye düşünmediğimizde başkalarının kodlarıyla yaşayan bu yeni maymunların durumuna düşmemiz çok muhtemeldir. İşin ilginci bu durumda hissettiğimiz öfke de sanki bu kodlamalar biz yapmışız kadar gerçektir.</p>
<p><em><strong>Olan sadece olur</strong></em>. Buna inanmak biraz zor olsa da sizi hedef almamaktadır. Duygularımızla verdiğimiz her negatif tepki aslında bize yazılmış kodlamaların sonucudur. Peki bizler bu kodların hala doğru ve geçerli olduğundan emin miyiz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselgelisimrehberi.com/genel/cok-ofkeliyim-peki-sen/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
