İnsan kendini çaresiz, yorgun ve üzgün hissedebilir bazen…

Böyle hissetmek de son derece doğaldır. Yaşam yıkım ve yeniden yapımların bir bileşimidir. Ve bazen yıkımlar üstüste gelir.

Çaresizlik hissi, teslimiyet ve olanı kabul edebilme erdemimizi geliştirmek için büyük bir fırsat içerir. Bazen bazı konularda yüzmeyi öğrenebilmemiz için denize atılmamız gerekir. Ve mücadeleden vazgeçtiğimiz anda suyun kaldırma gücünü deneyimleriz.

Teslimiyet demek, kesinlikle hareketsiz kalmak değildir. Teslimiyet, tevekküldür. Ve ancak tedbir ile (yani hareket ile) birleştiğinde tam manasıyla kalıcı olabilir.

Bazen çaresizlik bizi hareketsiz kalmaya ve kendimiz için üzülmeye, kendimize acımaya sürükleyebilir. İşte dikkat etmemiz gereken nokta budur. Bu döngüye girdiğimizde kendimizi tekrarlayan bir yıkım sürecine sokarız. Ta ki tüm ruhumuzu yaralayıp, kendimizi yok edene kadar.

Böyle bir döngüye girdiğimiz anda can simidimiz öfkemizdir. Çaresizlik ve acının olduğu yerde, bastırılmış bile olsa, mutlaka kendimize veya olana karşı bir öfke de vardır. Halihazırda kırılgan olan duygusal bedenimize öfkenin yıkıcı gücünü sokmaktan çekindiğimiz için öfkeyi durağan halde tutmayı tercih ederiz çoğu zaman…

Oysa öfke doğru kullanıldığında muhteşem bir kararlılık ve harekete geçme gücü içerir. Böyle bir durumda olanın altındaki öfke kaynağımızı bulmak, buna dair yapıcı kararlar almak ve öfkemizin verdiği kararlılık enerjisini, (ruhsallığı fiziksele dönüştüren ve gerçekleştirme noktası olan) karnımızda toplayarak bunu yeni kararımızı gerçekleştirmeye yönelik hareket enerjisi olarak kullanmak, tüm sistemimizi yeniden başlatmak için ihtiyaç duyduğumuz tek şeydir.

Ve böylece yapım süreci aktive olur.

Ve böylece yıkım ne kadar güçlüyse yapım o kadar net ve güçlü olacaktır.

Ve bu yüzden “kaybedecek hiçbir şeyimiz olmadığında, artık her şeyi yaratabiliriz.”

Unutmamalıyız ki her şey yolunda giderken, günlük hayatımızda, alışkanlıklarımıza, kimliğimize, sahip olduğumuzu sandıklarımıza dair yıkım süreci de hiç kolay değildir.

Bu nedenle daha iyiyi, daha güzeli, daha yeniyi yapmama yönelik yıkım süreçlerim için minnettarım. Var oluşuma, özüme, kaynağıma şükürler olsun…




Yorum Yap