Daimi mutluluk yok(mudur)!?

Mutlu iken, üzülmeyeceğinizi, hüzünlenmeyeceğinizi, korkmayacağınızı, öfkelenmeyeceğinizi düşünüyorsanız, ” daimi mutluluk yoktur” tanımınızı anlayabilirim.

Daimi olmayan sevinçtir. Gerçekleşmesini istediğiniz/umduğunuz bir şey somut olarak dünyada oluştuğunda hissettiğimiz duygudur sevinç. Kendi yaratıcı gücümüzün, tanrısal yanımızın kutlamasıdır. İnsanın bu dünyada bedenlenmesinin bir amacı da bu gücü kullanmasıdır. Yani daima istemesi ve yaratmasıdır. Bu nedenle sevinçler kısa sürer. Kutlama bittikten sonra yeniden bir şey ister ve yaratır insan. Sistem böyle kurulmuştur.

Mutluluk ise kendi yolunda olduğunu bilmenin keyifli, neşeli duygusudur. Ruhun yolu düz bir çizgi olmadığı için kolay kolay yoldan çıkmaz. Bizim yanlış diye değerlendirdiğimiz pek çok deneyim özünde ruhun seçtiği, zihnin ise olumsuz bir şekilde etiketlediği olaylar olabilir.

Bu yolculuk sırasında, mutluluğumuz bozulmasın diye, üzülürüz bazen…
Hüzünleniriz…
Korku ve öfke de hissedebiliriz…
Bu duygular bize “mutlu olacağımız yolu” işaret eden tabelalar gibidir. Bazen yanlış yolda olduğumuzu değil, yolumuzda bizi engelleyen düşünce kalıpları taşıdığımızı işaret ediyordur. Tüm bu duyguları doğru okuyup değerlendirdiğimizde, duyguların mesajlarını aldığımızda çözülür, dağılır duygular. En büyük üzüntü bile içimizden akıp gider ancak kalıcı bir hasar bırakmaz. Eğer yaşadığınız bir üzüntü hala sizi sarabiliyorsa “bitmesi uygun olan / bitmiş ancak sizin enerjisel olarak tutunduğunuz ve serbest bırakamadığınız” bir şey var demektir. Kendinize “bunu serbest bırakabilir miyim?” diye sorduğunuzda, o olanı serbest bıraktığınızda daha gelişmiş ve ilerlemiş hissedersiniz.
İnsan hiç bir şeye tutunmadan, neşe ile hoplayıp zıplayarak yolunu alması için tasarlanmıştır. Tutunduğumuz her şey, bizim kendi özümüze yeterince güvenmediğimizin işaretidir. Bu yolda insanoğlunun “ihtiyacı olan tek şey”, “hiç bir şeye ihtiyaç duymadan güvende olduğunu” hatırlamasıdır




Yorum Yap